TALLINN GEZİLECEK YERLER

TALLINN CITY GUIDE – PLEASE CLICK FOR ENGLISH 👉🏻

Tallinn Eski Şehir (Old Town)

Uçaktan inip yorgunluğumuzu şehre tepeden bakarak Swiss otel roof’unda attıktan sonra, Arnavut kaldırımlı eski şehre iki kule arasından Viru kapısı ile giriş yaptık. Yürüyüş yolunuzun hemen solunda rengarenk çiçeklerin dizildiği bir alan kurulmuş.  Bu kulelerin üstüne 3 euro ödeyerek çıkabilirsiniz fakat alçak olduklarından hiç gerek yok. İlerlediğinizde, 1200’lü yıllardan korunarak bugünlere gelen birçok yapı, ortaçağa gitmiş hissini uyandırıyor. Yapısı bozulmamış bu şehir UNESCO tarafından koruma altına alınmış durumda.

Aşağı Eski Şehir

Olde Hanse

Eski şehre girdikten sonra ilerlediğinizde ilk sokağın sonundaki küçük avluda, ortaçağ restoranı olan Olde Hansa hemen dikkatinizi çekiyor. İçerisi çok kalabalık olduğundan biz oturamadık, fakat girip çekinmeden gezebilir, içeriden hediyelik eşya dükkanına doğru ilerleyebilirsiniz. Servis yapanlar yöresel kıyafetler giyiyor, içeride elektrik ve internet yok sadece mumlarla ışıklandırılıyor. Bu sebeple içeride güzel bir resim yakalayamadık :). Yer bulabilirseniz denemeniz gereken lezzetler; mantar çorbası ve ayı eti. Hala 500 yıllık eski tarifleri kullanan bu restoran çok turistik olmasına rağmen mutlaka gidilmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Town Hall Square

Yaklaşık 300 metre sonra yılbaşı marketlerinin, pazarların kurulduğu, eski belediye binasının bulunduğu, etrafı kafe ve restoranlarla çevrili meydana çıkılıyor. Bu meydanın ismi Town Hall Square ve 4 tarafındaki sokaklar birbirinden güzel yerlere açılıyor. 

Meydanın ortasında bulunan taşın köşelerinden uzandığınızda en ünlü 5 kulesini görebiliyorsunuz.

Turistlerin uğrak yer olan bu meydanda herhangi bir kafede oturup mola verebilirsiniz.

Tallinna Raekoda

Eski belediye binası, Tallinna Raekoda, 13. Yüzyıldan kalma gotik mimarisi ile Avrupa’nın en eski yapısı olduğu söyleniyor. En yüksek tavana sahip tuvaleti olan bina, bombalandıktan sonra aslına uygun tadilata uğramış. Tepesinde ise Tallinn’in kurucusu ve koruyucusu Old Tomas’ın sevimli bir heykeli var. Biz dışardan görmeyi yeterli bulduk, sizin fırsatınız varsa 4 euro ödeyerek içini gezebilirsiniz.

En eski Eczane

Meydanın bir köşesinde Avrupa’nın en eski eczanesi var ve hala çalışıyor. Bir kısmı müze olarak hizmet veriyor. Pazar hariç 10.00-18.00 saatleri arasında içeri girip, 1400’lü yıllardan kalma reçete örneklerini görebilirsiniz.

Katerina Geçiti

Eczanenin önünden ilerleyip sola döndüğünüzde gördüğünüz kemerli geçit Katerina geçitidir. İçeri girip, taş binaların arasından geçerken bir taraftan da el işçiliği ile yapılmış ürünleri inceleyip, kehribar taşından yapılmış hediyelik takılar satın alabilirsiniz.

Kohvik Maiasmokk Kafe

Town Hall Square’ın bir arka sokağında yer alan ve 1864 yılından beri hizmet veren Estonya’nın en eski kafesi Kohvik Maiasmokk kafeyi mutlaka gezmenizi öneririz. Badem ve şeker ile yapılan marzipan isimli minik heykelcikler tamamen el yapımı ve bu ürünlerin yapımını öğretebilen sadece 3 usta kalmış. Bir bölümü müze olarak hizmet veren binanın, kafe bölümünde oldukça iştah açıcı tatlılar bulunuyor.

Rataskaevu Apartmanı ve Hayalet Odası

Meydandan yukarı eski şehre doğru ilerlerken, çok tercih edilen ve bizim de beğendiğimiz yerel lezzetlerin olduğu Rataskaevu 16 restoran karşınıza çıkıyor. Bu restoranın üstündeki apartman kiralanan odalardan oluşuyor. Çok katlı olmayan bu apartmana baktığınızda sol üst camı siyah ve diğerlerinden farklı olarak gözünüze çarpıyor. Bu odanın hayaletli olduğu kabul edilmiş ve yaşanan olaydan sonra kilitlenerek bir daha kimseye kiraya verilmemiş.

Hikayeye gelirsek; çok eskiden bir gezgin Tallinn’de konaklayacak yer arar ve bulmakta zorlanır. En son buraya gelip sahibinden bir oda rica eder. Sahibi tek odasının kaldığını fakat bu odanın hayaletli olduğunu, bu yüzden burada kalmasının tehlikeli olacağını söyler. Gezginin başka alternatifi olmadığından ısrar eder ve otelin sahibi bir şartla kalmasını kabul eder. Ne olursa olsun sabaha kadar kapıyı açmamalı, dışarı bakmamalı ve dışarı çıkmamalıdır. Gezgin odaya yerleşir uykuya dalar fakat gece müzik ve eğlence sesleri ile uyanır. Sesler o kadar çoktur ki uyuyamaz ve merak eder. Bir taraftan verdiği sözü hatırlar fakat dayanamayıp kapının kilidini çıkartıp deliğinden dışarıya bakar. Baktığında bir topluluğun dans edip eğlendiğini görür. Merakını giderdikten sonra dinlenmeye çekilir. Sabah uyandığında otelin sahibini görmek için aşağı iner. Fakat otelin sahibi orada yoktur ve oğlu babasının öldüğünü söyler. Gezginin verdiği sözü tutmadığı için yaşanan bu kötü olaydan sonra, odanın kapısı kilitlenir ve kimse bu odaya girmez.

Yukarı Eski Şehir

Eski şehrin bir de yukarı kısmı var ki, buradaki avlulardan çok güzel Tallinn şehri manzaraları yakalayabiliyorsunuz. Yukarı eski şehre özgürlük anıtından girip aşağı doğru yürümeyi tercih ettik.

Estonya Özgürlük Meydanı

Estonya kuruluşunu 1920 yılı olarak kabul ettiğinden daha önce bahsetmiştik. Özgürlük meydanında bulunan anıtının üstünde de Rusya’ya karşı özgürlük mücadelesi verdikleri 1918-1920 tarihleri yazıyor. Özgürlük manifestosunun Tallinn’e ulaştığı 24 Şubat günü resmi tatil ve her yıl bu meydanda kutlanıyor. Ayrıca bu anıtın bulunduğu meydanda her yıl Temmuz-Ağustos aylarında farklı müzik ve show gösterileri ile bağımsızlık günleri kutlanıyor.

Kiek in de Kok Kulesi ve Yer altı Müzesi 

38 metre yüksekliğinde ve 1400’lü yıllarda yapılmış olan Kiek in de Kok kulesi birçok yer altı geçidine açılıyor. İsmi Almanca mutfak gözetleyen anlamına geliyor, etraftaki evlerin mutfakları bu kulenin pencerelerinden görülebiliyormuş.  Uzun yer altı tünelleri farklı amaçlarla kullanılmış. Silah deposu, bombalara karşı sığınma alanı, hatta belli dönem evsizlerin evi bile olmuş bu yer altı pasajları, sonradan da müzeye çevrilmiş. Yüzyıllarca kullanılan bu pasajları merak ettiğimiz için hemen 8 euro ödeyerek müzeye giriş yaptık :).

İçerisi oldukça muazzamdı, her bölmesinde farklı bir kullanım amacı anlatılıyordu. İçeride internet çekmediğinden, girmeden önce müzeye özel mobil uygulamayı indirerek, gerekli anlatımları rahatça dinleyebiliyorsunuz. Bu uzun tünelleri gezerken Eston halkının yaşadığı travmaları daha iyi anlıyorsunuz. Bugünlerde bile ilkokulda herhangi bir nükleer saldırıda hangi kıyafetleri nasıl giyilmesi, nelerin yapılması gerektiğine dair derslerin verilmesi bunun çarpıcı göstergesi. Bizim bu konularda hiç bilgi sahibi olmamamız bir yandan iyi gibi gelse de, aslında geçmişte yaşanan ve tekrar edebilecek birçok tehlikenin farkında olmadığımızı gösteriyor.

Zamanınız varsa bu müzeyi gezmenizi tavsiye ederiz. Kapalı alanlarda hiç duramıyorsanız sorun olabilir yalnız. Biz de kapalı alanlardan hoşnut değiliz fakat içerisi yaklaşık 10 derece ve havası boğuk olmadığından rahatsız etmedi.

Saint Alexander Nevsky Katedrali

Müzeden çıkıp yokuş yukarı yönde Toompea tepesine doğru ilerlediğimizde, sol tarafınızda 1900’lü yılların başında yapılmış bu Rus Ortodoks katedralini görebilirsiniz. Mimarisi diğer kiliselerden farklı olan katedral hemen göze çarpıyor. En kaliteli malzemelerle yapılan Ruslardan kalma bu katedrale Estonlar pek sıcak bakmasalar da bugüne kadar henüz yıkılmamış. İçerisine girebiliyorsunuz, diğer kiliselerden farklı olarak oturma yerleri bulunmuyor ve işlemeleri oldukça gösterişli. Resim çekmenin yasak olduğunu farketmeden önce bir kare yakalayabilmiştik :).

Danimarka Kralı Bahçesi (Danish Garden) ve Hayaletleri

Katedralin karşısında Danimarka kralının bahçesi ve bahçede 3 celladın heykeli bulunuyor. Bahçedeki Danimarka bayrağının gökten geldiği sembolize ediliyor, demir giyen asker ve Danimarka bayrağı imgesi ile bu durum hikayeleştirimiş. Bu avlu Danimarka kralı tarafından yaptırılmış ve heykellerin özel bir hikayesi var. Zamanında birçok masum insanın da canını alan 3 cellat ömürlerinin sonuna yaklaşırken işledikleri günahların altında çok ezilerek, affedilmeleri için kiliseye gidip yalvarmışlar. Buradaki insanlar bu cellatların günahlarının affedilmediğine ve ruhlarının burada gezindiklerine inanmaktalar.

Toompea Tepesi, Şirin sokaklar ve Tallinn manzaraları

Toompea tepesine doğru ara sokaklardan çıkıp, aşağıda doğru farklı avlulardan geçerek, birbirinden güzel Tallinn şehri resimleri çekebilirsiniz. Ardından aşağı eski şehre doğru sevimli sokaklardan ilerleyebilirsiniz. Arada hediyelik eşya dükkanlarına dalıp, el yapımı orijinal ürünleri incelemenizi de tavsiye ederiz.

St. Mary’s Katedral

1230’lu yıllarda yapılan en eski ve sade yapılı katedrallerden biri. Önceden katolik iken şu anda lutheran. Üstüne çıkmak ücretli, biz St. Olaf kilisesine çıkmak istediğimizden gerek duymadık. Bu kilisede önde gelen bazı Amiral ve kral eşlerinin mezarları bulunuyor.

St. Olaf’s Kilisesi

16. yüzyılda gotik mimari ile yapılmış bu kilise, 159 metre yükseklikle Avrupa’da zamanının en yüksek yapısıymış. Eski şehrin daha aşağısında ve limana daha yakın olan bu kiliseye 3 euro karşılığında çıkabiliyorsunuz. Macera olsun diye çıkmak istedik fakat kapalı alanlardan rahatsız olanlara önermiyoruz :). Tam 238 merdiven çıkmanız gerekiyor, alan oldukça dar ve belli yerlerde 2 kişi birlikte geçiş yapamıyor. Tepeye çıktığınızda gözlem balkonu da geniş değil, sadece 1 kişilik sıra halinde etrafı seyredebiliyorsunuz. Bizim için farklı bir deneyim oldu, hareket etmek isteyenlere ve macera arayanlara tavsiye ederiz.

TV Kulesi

Eski şehrin dışında bulunan ve toplu taşıma veya araçla gidebileceğiniz bu kule üzerine çıkarak şehir manzarasını seyredebilirsiniz. Fakat şehrin içindeki Raddisson Blue veya Swiss Otel’in çatısındaki kafelere gidip benzer manzarayı izlemek bizce daha cazip :).

Tallinn Açık Hava Müzesi

Şehrin biraz dışında ve toplu ulaşımla gidilmesi gereken açık hava müzesi, Eston yaşam tarzına ilişkin detaylara yer veriyor. Vaktimiz olmadığından gidemedik, fırsatınız varsa beğenildiği için gitmenizi tavsiye ederiz.

Tallinn Plajları

Baltik denizine kıyısı olan Tallinn şehrinde plajlar ve liman da bulunuyor. Şehre yakın olanların isimleri Prita ve linnahal. Güzel havalarda yerliler çoğunlukla deniz kenarlarında bisiklet sürerek, güneşlenerek zaman geçiriyor. Sıcaklığın 25 derece üzerine çıktığı zamanlarda denize de giriliyor. Sürekli kullanılmadığından aktif plaj işletmesi olmasa da, Tallinn’in denizi ve kumu gayet güzel. Şehrin bu kısmını güneş batarken ziyaret edip güzel manzaralarla karşılaşabilirsiniz.

Leave a Reply